SUSAMLI PATLICAN HALKALARI ÜZERİNDE FENER BALIĞI
Picture2_1
Deniz ürünlerinin hastasıyım, balık yemeklerine bayılırım.
Gelin görün ki hep aynı balıkları yiyoruz aslında.
Her zaman balık aldığımız balıkçımız haftasonu arayıp da “fener balığı geldi size ayıracağım” deyince geri çevirmedik çünkü tadını çok merak ediyorduk.
Aslında aklımda ızgarada sade olarak şiş yapmak vardı ama biraz baharatladım. Çünkü okuduğum tariflerde bol baharat kullanılıyordu.
Kızarmıs patlıcanlar ise deliciousmagazine dergisinden…
Picture1_1
Malzemeler
250gr temizlenmiş fener balığı
1 diş sarımsak (ezilmiş)
Fındık büyüklüğünde rendelenmiş taze zencefil
1/4 çay kaşığı kırmızı tatlı biber
1 çimdik kimyon
Tuz
Karabiber
2 çorba kaşığı zeytinyağı
Patlıcanlar için
2 patlıcan
4 çorba kaşığı soya sosu
4 çorba kaşığı zeytinyağı
1 çorba kaşığı susam yağı
50gr galeta unu
25gr susam
1 yumurta
Yapılışı
  • Fener balılarını iri küpler halinde doğrayın.
  • Tüm baharatları karıştırıp, balıkları bu marinede 1saat bekletin.
  • Patlıcanlar,
  • Bir kaba soya sosu ve yağları koyun, dilimlenmiş patlıcanları bu karışımda bekletin.
  • Galeta unu ve susamı bir kapta karıştırın.
  • Soya soslu patlıcanları önce çırpılmış yumurtaya ardından susamlu karışıma batırıp, kızartın.
  • Balık için,
  • Tavayı ısıtın, biraz yağ ekleyin.
  • Balıkları tek tek tavaya koyun ve kızartın. 10 dakika yeterli pişmesi için.
İsterseniz yanına dörde bölünmüş çeri domatesleri, 1diş ezilmiş sarımsak, limon suyu ve zeytinyağı ile marine edip, doğranmış maydanoz ekleyerek servis edebilirsiniz.
Ben ev yapımı galeta unu kullandım, benim ekmeklerim biraz iri olduğu için (rondo çok ince yapmıyor) üzerinde çok fazla kalmadı.
Bu patlıcanları sıcakkken yediğinizde midye tava tadı veriyor, deneyin.

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir