LAVANTALI LİMONATA

Bu sıralar limonata yapmaya kafayı takmış olabilirim. Her şey bir gün dışarıda güllü limonata içmemle başladı. O kadar güzeldi ki nasıl yapılır diye evde de hemen birkaç deneme yaptım, bunun da tarifi yakında gelecek. Çeşit çeşit limonatalarla karşılaşınca lavanta nasılsa bulamam diye yapmaya hiç niyetlenmedim ama bir akşam eve gelirken sitede taze lavantalar gördük ve hemen denedim. Baştan lezzeti çok hoşuma gitmese de soğudukça tadı tam kıvamına geldi.

Limonatanın lezzetine gelince herkesin sevdiği bir tat vardır, kimi çok limonlu sever kim daha tatlı benim kullandığım ölçülerle limonata ekşisi fazla oluyor lavantalı ya da güllü farketmez limon tadını alıyorsunuz, genelde sadece suyunu kullanırlar ama ben yıllar önce E.Beder’den okuduğum şekilde kabuklarını da kullanarak yapıyorum böylece daha çok limon tadı elde ediyorum.

Malzemeler

25 dal taze lavanta

200 gr şeker

3limon (limonları küçükse dört adet kullanın)

5 su bardağı su

Yapılışı

  • Lavantaları 100 gram şeker 2 su bardağı sıcak bardağı su ile bir kaba koyun ve yarım saat bekletin.
  • Limonun kabuklarını rendeleyin.
  • 100 gram şekerle limon kabuklarını elinizle ovuşturun. Kabuklarını rendelediğiniz limonları dilim dilim doğrayın ve şekerler karıştırıp, elinizle biraz daha yoğurun.
  • Üzerine 3 subardağı su ekleyin.
  • Dinlenmiş lavantalı suyu da süzerek ekleyin.
  • Tüm karışımı tel süzgeçten geçirip sürahiye aktarın.

*Benim kullandığım lavantaların çiçek kısmı çok büyük değildi bu yüzden 25 dal kullandım siz kullanacağınız lavantaya göre miktarı azaltın, fazla olunca tadı acılaşıyor.

*Su miktarını damak tadınıza göre bir bardak daha arttırabilirsiniz.

 

 

 

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir