BARCELONA Vol.1

“Barcelona Barcelona” filmini, İspanya’ya gitmeden önce izlerseniz, filmden kareler gördükçe “aa, ben burayı görmüştüm” deyişleriniz çok sık olabilir. Benim gibi birde döndükten sonra izlerseniz “burayı neden görmedik biz” diye yakınmalarınız da bitmez.

IMG_0184

Ben yine gittim, gördüm, yedim, içtim ve yediklerimi de burada paylaşmak istedim. Belki yolunuz bir gün İspanya’ya düşer ve yemek konusunda bende size yardımcı olmuş olurum.
Biz de gitmeden önce her turist gibi tabiki, ne yenir? araştırması yaptık ama bizden daha beterlerini de gördüm, gittiğimiz restaurantta -burasını da özel olarak anlatacağım- kapının açılmasını bekliyoruz ve önümüzde bulunan iki japon ile muhabbet ettik, biz tamamen şans eseri orayı bulduk ama bu çift o kadar bilinçli gelmiş ki, biz önümüze menü gelmeyen bi yerde ne yesek diye kıvranırken, onlar yiyecekleri şeylerin fotoğraflarını print ettirmişler ve onları göstererek her şeyi yediler.

İspanya deyince akla tabiki tapas geliyor.
Tapas çeşit çeşit küçük atıştırmalıklar. Bizim mezeler gibi biraz da.
Arman Kırım’ın tapas ile ilgili açıklayıcı bir bilgisi “‘Tapa’ kelimesi, İspanyolca’da ‘kapak’ anlamına geliyor. Tapas, bunun çoğulu. Bir rivayete göre bu tapas ádeti, barmenlerin müşterilerine sundukları şeri veya şarap kadehlerinin üzerlerini, sinekler girmesin diye, birer ekmek dilimiyle kapatmaları sonucunda ortaya çıkmış. Zaman içinde farklı barların barmenleri, bu ekmek dilimleri üzerine farklı çeşniler koymaya başlamışlar”
İspanyollar keyiflerine çok düşkünler, akşam yemeklerini de çok geç saatlerde yiyorlar, ama çok ağır yemekler değil, işte bu minik atıştırmalık tapasları yanlarında birer içki ile içip, keyif yapıyorlar.
Her yerde değişik tapaslar var, ama hiç değişmeyenler domatesli ekmek -ki süper lezzetli bir sey, gittiğim her yerde bıkmadan yedim, tarifini de yazacağım-
Salamura zeytin, kızartılmış yeşil biberler -bunlar da minicik çerez gibi yeniyorlardı- ve tabiki soslu patates kızartması patatas bravas, kalamar, karides ve midye olmazsa olmazları.
Deniz ürünlerini seviyorsanız cennete düştünüz demektir. Bizim grubumuzda hem deniz ürünleri sevmeyen bir arkadasım, bir tane de vejetaryen vardı 🙂

Ben buraya yemeklerinden en çok memnun kaldığım yerleri yazacağım belki zamanla menüler değişecek ama mekanın yemeklerinin lezzeti çok da değişmeyecek.

LONJA DE TAPAS
Kapısında uzun uzun kuyruklar oluyor, ama çok beklemiyorsunuz, ilk gittiğimizde biz de beklemek istemedik ama sonra boş bir anında girdik ve ondan sonra iki kere aynı yere gittik, içerisi çok güzel, açık mutfak sayesinde aşçıları da görebiliyorsunuz, her sey çok lezzetli ama midyeyi pek sevemedim.

IMG_0303

İşte o süper yeşil biberler, menüde “green chillies” diye bir şey görürseniz hemen sipariş verin. Kasede olan kırmızı çorba ise gazpacho, bol domatesli ve sarımsaklı soğuk çorba, bizler soğuk çorba içmeye çok alışkın değiliz ama aslında yazın gayet ferahlatıcı bir etkisi var.

IMG_0305 (2)

Kızarmış tavuklar yanında gelen tatlı ekşili sos ile gayet lezzetli

IMG_0306

Son olarak da yine İspanya’ya gidince mutlaka yenmesi gereken bir şey “spanish tortilla” ben evde patatesli yumurta yaparım, patatesleri kızartıp yumurta ile karıştırırım sabah kahvaltılarında süper olur, bu tortilla o yaptığımın daha bol yumurtalı hali ve patatesler kızarmış değil.

IMG_0309

Ve İspanya’nın olmazsa olmaz içeceklerinden biri Sangria, şahane bir tat, yapılan her yerde farklı bir aroma ve tadı var..
Burada içtiğimizi çok sevdim, tatlı bir içki olduğundan fazla içmemekte yarar var 🙂
Kırmızı şarap, rom, soda ve çeşitli meyvelerden yapılıyor.

IMG_0210

Aslında altı kişi çok daha fazla şey yedik, fotoğraflayabildiklerim bunlar.

Bir de tatlı menüsünde sorbe var ki, şahane onu da tavsiye ederim.

 

Neden Sevdim

  • Menü sadece Tapas tan oluşuyor.
  • Tek İspanyol mutfağı değil, diğer mutfakları da kendi mutfaklarına uyarlamışlar.
  • Ortam çok güzel.
  • Fiyatlar lezzete göre gayet uygun.

LONJA DE TAPAS
Pla del Palau 7, 08003 Barcelona

http://www.lonjadetapas.com/

 

 

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir