BEŞAMEL SOSLU LAHANA
IMG_0022

Ben lahanayı çok severim, ama genelde kocaman oldukları için lahana alıp da evde yapamam.Çünkü iki kişilik evde o kocaman lahanayı bitirmek tam bir işkence.
Lahanadan ne yapıyorsun derseniz sadece salata ve çeşitleri diyebilirim.
Geçen markette küçücük bir lahana gördüm ve hemen aldım, bununla salata dışında ne yapabilirim derken çok basit bir tarif buldum ve hemen yaptım.
Beşamel soslu karnabahar sever olarak bu lahanaya da bayıldım. Sanırım beşamel sosun kendi güzelliğinden katıldığı her şeyi daha da lezzetlendiriyor.

2 kişilik
Malzemeler
Yaklaşık 145gr lahana ( bu ölçü tamamen size kalmış, iki kişilik yapıyorsanız küçük fırın kabını 3 parmak dolduracak kadar lahana koymanız yeterli)
3 çorba kaşığı tepeleme galeta unu
1/2 su bardağı kaşar peyniri (rendelenmiş)
Tuz Karabiber
Tereyağı

Beşamel Sos
20gr tereyağı
20 gr un (2 yemek kaşığı)
Yaklaşık 70ml süt

Desktop

Yapılışı
*Lahanaları ince ince doğrayıp, yağlanmış fırın kabına koyun.
*Aslında beşamel sosu tek başına anlatmalıydım, kendisi önemli bir sos, hem zor hem de kolay, en önemli püf noktası birebir ölçü kullanmanız 20gr yağ 20 gr un ya da 50 yağ 50 gr un eğer bu şekilde ölçü kullanırsanız güzel bir beşamel sos elde edersiniz. Süt ise kıvamına göre konur. Çok koyu yapmamak gerekir çünkü bekledikçe sos koyulaşır.
*Tereyağını eritip unu rengini koyulaştırmadan kavurun. Yavaş yavaş sütü ekleyin ve topaklanmadan karıştırın, ben yaklaşık 70 ml süt kullandım. Tuz ve biber ekleyin.
*Rendelenmiş kaşar peynirini ekleyip, lahananın üzerine sosu dökün, üzerine galeta unu serpin ve küçük tereyağ küpleri koyup fırına verin.
*180 derecede 30-35dakika pişirin.

Minicik Notlar
*Beşamel sosun daha lezzetli olması için içine muskat rendeleyebilirsiniz ya da
1 arpacık soğana defne yaprağını tane karanfil ile batırın ve sosu yaparken içine atın ve bununla pişirin.
*Galeta unu ev yapımı kullandım ben, dolabımda çok ince çekilmiş vardı, eğer siz yeni yapacaksınız biraz daha büyük taneli halde bırakıp lahanaların üzerine serpin.

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir