TIRAMISU GİBİ BİR ŞEY ama BALKABAKLI
IMG_0030 (2)

Tiramisu desen Tiramisu değil, ama benziyor da, şimdi Tiramisuya da haksızlık etmeyelim buna öyle demeyelim bence.
İçinde mascarpone yok, yumurta sarısı yok, kedi dili bisküvilerini ıslatmak için kullanılan Marsala şarabı ise hiç yok.
Ocak ayının sebzesi ilan ettiğim balkabağından içinde bol miktarda var.
Bu ay ne çok kullandım bu sebzeyi, tiramisu gibi bir şeyin son olacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz, çünkü aklımda bir tatlı daha var.
Onu henüz tam tutturamadığım için bir türlü yayınlayamadım, çalışmalarım devam etmekte.
Tarif Martha Stewart’tan alınmıştır.

 

IMG_0018 (2)

 

Malzemeler

200 gr labne peyniri
295gr soğuk krema
5 çorba kaşığı portakal suyu
300gr balkabağı
60gr bitter çikolata
120gr pudra şekeri
1 çorba kaşığı kakao
25-30 adet kedi dili bisküvi
Üzeri için
kakao
tarçın

Yapılışı

  • 300gr balkabağını haşlayıp, soğuduktan sonra püre haline getirin.
  • Kremadan 1/4 su bardağı ayırın.
  • Labne peynirini bir kaba alın, üzerine geri kalan kremayı, pudra şekerini ve 2 çorba kaşığı portakal suyunu ekleyip, yaklaşık 5dakika karışım koyulaşana kadar mikser ile çırpın.
  • İçine püre haline gelmiş kabağını ekleyip, spatula ile karıştırın
  • 1/4 su bardağı kremayı ısıtın. Ocaktan alın çikolataları ekleyin. Karıştırarak pürüzsüz kıvama getirip, eritin.
  • Kabaklı karışımın üçte birini ayırıp bu kısma çikolatalı karışımı ekleyip, karıştırın.
  • 1/3 bardak sıcak su, 1 çorba kaşığı kakao ve 3 çorba kaşığı portakal suyunu karıştırıp geniş bir kaba koyun.
  • Kedi dillerini bu karışıma batırıp, tepsiye dizin.
  • Üzerine balkabaklı karışımın yarısını yayın.
  • Onun üzerine yine ıslatılmış kedi dillerini dizin.
  • Üzerine çikolatalı balkabaklı karışımını onun üzerine de artan karışımı dökün.
  • Üzerini kakao ile kaplayın ve tarçın serpin.
  • Benim kabımıa göre ben 20adet bisküvi kullandım, ama daha büyük bir kap kullanılabilir, kap krema miktarına göre küçük geldi biraz

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir