AROMALI MUSKA BÖREĞİ

IMG_0011
Geçen gün internette yeni tarifler ararken, yabancı bir sitede börek tarifi buldum. Tabiiki çok dikkatimi çekti, bu böreği nerden duymus bu site sahibi dedim.
Tarifi yayınlayan kişi Yunanistan ziyareti sırasında bu böreği gittiği bir restaurantta yemiş, ve o kadar hoşuna gitmiş ki evde de denemiş.
Börek hakkında da bilgi edinmiş ve Türkiye’de de çok fazla tüketildiğini öğrenmiş.
Benim bu kadar ilgimi çekmesinin nedeni börek içinde kullanılan portakal ve limon kabukları oldu. Hemen tarifi denemeye koyuldum.
Orjinal reçete de feta peyniri kullanılmış, ben lor peyniri kullandım ve ekstra olarak taze fesleğen ekledim. Lor peynirinin o kuruluğu kalmadı.
Gerçekten de çok lezzetli oldular.
Bu basit tarifi mutlaka denemelisiniz.

Malzemeler

  • 3 yufka
  • 150 gr lor peyniri
  • 1 portakal kabuğu rendesi
  • 1 limon kabuğu rendesi
  • 7 – 8 yaprak taze fesleğen
  • 1 çay bardağı süt
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • 1 yumurta sarısı (üzerine sürmek için)

Yapılışı

  1. 3 yufkayı üstüste koyarak ortadan ikiye bölün. Onları da üstüste koyarak, yine ortadan kesin.
  2. Geniş üçgenler elde edeceksiniz.
  3. Bu yufkaları da 3 parmak kalınlığında uzun şeritler halinde kesin.
  4. Zeytinyağı ve sütü iyice karıştırın.
  5. Bir kapta portakal kabuğu rendesi, limon kabuğu rendesi ve lor peynirini çatalla ezerek, aromaların peynir içine iyice geçmesini sağlayın.
  6. İnce doğranmış fesleğenleri ekleyin.
  7. Tadın daha da ortaya çıkması için taze çekilmiş karabiber serpin.
  8. Yufka şeritlerini yağ ve süt karışımıyla iyice ıslatın. Çok az peynir karışımından koyarak muska şeklinde sarın.
  9. Yaklaşık 45 adet börek çıkıyor.
  10. Eğer yağda kızartacaksınız, süt karışımını yufkaya sürmeyin.
  11. Böreklerin üzerine yumurta sarısı sürün.
  12. 200 derece fırında 15- 20 dakika pişirin.

 

Bon appétit 🙂

Written by Simge Çalışkan

Küçükken hep mutfağa girerdim, çok güzel yemekler yapardım..." diye cümleye başlamak isterdim ama benim hikayem maalesef böyle başlamıyor... Evlenince aç kalmamak için yemek yapmaya başladım, soğan ve sarımsaktan nefret eden bir insandım... Bu yüzden soğansız yemek yapma girişimlerim de oldu ama tatsızlıkla sonuçlandı. Böyle bir insanın aşçı olmaya kalkışması pek de tutkulu görünmüyor farkındayım. Ama evde her gün yemek yapınca aslında yemek yemesini ve yapmasını çok sevdiğimi sadece farklı tatlar aradığımı farkettim. Yeni kitaplarla değişik yemekler denedim, yedim, içtim... Daha sonra gazetede gördüğüm bir ilanla Mutfak Sanatları Akademisi'ne yazıldım. Gerçek mutfakta çalışmak nedir hiç bilmezken mutfağın enerjisine, hızına ve hatta o adamı öldüren stresine bile aşık oldum ve artık diplomalı bir aşçıyım..

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir